between

Listen:
UK:*UK and possibly other pronunciationsUK and possibly other pronunciations/bɪˈtwiːn/US:USA pronunciation: IPA and respellingUSA pronuncation: IPA/bɪˈtwin/ ,USA pronunciation: respelling(bi twēn)

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
between preppreposition: Relates noun or pronoun to another element of sentence--for example, "a picture of John," "She walked from my house to yours." (intermediate to)arasında edatedat: Farklı tür ve görevdeki sözcükler ve kavramlar arasında anlam ilişkisi kurmaya yarayan yardımcı sözcüktür (örnek: "İstanbul'a kadar sadece seni görmeye geldim").
 Chicago is between New York and Los Angeles.
 Chicago, New York ve Los Angeles'in arasında bulunmaktadır.
between preppreposition: Relates noun or pronoun to another element of sentence--for example, "a picture of John," "She walked from my house to yours." (connecting)arasında, arası edatedat: Farklı tür ve görevdeki sözcükler ve kavramlar arasında anlam ilişkisi kurmaya yarayan yardımcı sözcüktür (örnek: "İstanbul'a kadar sadece seni görmeye geldim").
 There is a bridge between the two shores.
 İki kıyı arasında bir köprü mevcuttur.
between preppreposition: Relates noun or pronoun to another element of sentence--for example, "a picture of John," "She walked from my house to yours." (comparing)arasında edatedat: Farklı tür ve görevdeki sözcükler ve kavramlar arasında anlam ilişkisi kurmaya yarayan yardımcı sözcüktür (örnek: "İstanbul'a kadar sadece seni görmeye geldim").
 I'm trying to decide between the red car and the blue one.
 Kırmızı araba ve mavi araba arasında bir seçim yapmaya çalışıyorum.
between preppreposition: Relates noun or pronoun to another element of sentence--for example, "a picture of John," "She walked from my house to yours." (shared) (bölüştürmek, vb.)arasında z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 We're going to split the bill between the two of us.
between preppreposition: Relates noun or pronoun to another element of sentence--for example, "a picture of John," "She walked from my house to yours." (among)içinde z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 I picked my way between the tourists, looking for a good spot to have lunch.
between preppreposition: Relates noun or pronoun to another element of sentence--for example, "a picture of John," "She walked from my house to yours." (distinguishing) (seçim yapmak, vb.)arasında z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 It's not always easy to distinguish between right and wrong.
between preppreposition: Relates noun or pronoun to another element of sentence--for example, "a picture of John," "She walked from my house to yours." (secret: only known to) (sır, vb.)arasında z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 Let's keep this information between you and me.
 
Ek Çeviriler
İngilizceTürkçe
between advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (intermediate, in the middle)ortasında z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  arada z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 To him, everything was black or white. There was nothing between.
between preppreposition: Relates noun or pronoun to another element of sentence--for example, "a picture of John," "She walked from my house to yours." (combining)birlikte, beraber edatedat: Farklı tür ve görevdeki sözcükler ve kavramlar arasında anlam ilişkisi kurmaya yarayan yardımcı sözcüktür (örnek: "İstanbul'a kadar sadece seni görmeye geldim").
 Between the heat and the humidity, it's uncomfortable now.
between preppreposition: Relates noun or pronoun to another element of sentence--for example, "a picture of John," "She walked from my house to yours." (combined)hepsi birlikte edatedat: Farklı tür ve görevdeki sözcükler ve kavramlar arasında anlam ilişkisi kurmaya yarayan yardımcı sözcüktür (örnek: "İstanbul'a kadar sadece seni görmeye geldim").
 We only have ten euros between us.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Deyimsel fiiller
İngilizceTürkçe
come between [sth] vtr phrasal insepphrasal verb, transitive, inseparable: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning, not divisible--for example,"go with" [=combine nicely]: "Those red shoes don't go with my dress." NOT [S]"Those red shoes don't go my dress with."[/S] (separate, obstruct)ayırmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  araya girmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 A brick wall came between the wooden building and the store.
come between [sb] vtr phrasal insepphrasal verb, transitive, inseparable: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning, not divisible--for example,"go with" [=combine nicely]: "Those red shoes don't go with my dress." NOT [S]"Those red shoes don't go my dress with."[/S] figurative (cause estrangement)arasına girmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 We are such good friends that nothing can come between us.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Bileşik Şekiller:
İngilizceTürkçe
aged from [sth] to [sth],
aged between [sth] and [sth]
adj + prep
(in a given age range)yaşları arasındaki s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  yaşlarındaki s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 This program is designed for young people aged from 18 to 25.
alternate between [sth] and [sth] vi + prep (switch between options) (seçenekler, vb.)arasında gidip gelmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 In some spas, people alternate between hot and cold baths.
between you and me,
between ourselves
advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down."
(confidentially, in confidence)laf aramızda, söz aramızda z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 Between you and me, I think Stella has fallen in love with him.
decide (between [sth] and [sth]) vi + prep (choose from among) (iki şey arasında)seçim yapmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 I couldn't decide between the two dresses, so I bought both.
differentiate between [sth] and [sth] vi + prep (see difference)arasında ayrım yapmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  birbirinden ayırmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  arasındaki farkı görmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 It can be hard to differentiate between a severe panic attack and a heart attack.
discriminate between [sth] and [sth] vi + prep (differentiate between things)ayırt etmek, birbirinden ayırmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 It's hard to discriminate between the individual cells.
distance between preppreposition: Relates noun or pronoun to another element of sentence--for example, "a picture of John," "She walked from my house to yours." (space separating)aradaki mesafe i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The shortest distance between two points is a straight line.
distinguish between [sth] and [sth] vi + prep (know the difference)ayırmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 I can't distinguish between the black and the dark brown.
draw a parallel between [sth] and [sth] v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." (identify as being similar)birbirine benzetmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 We can draw a parallel between restrictions on law making powers of the earliest British Parliaments, and that of the modern European Parliament.
few and far between adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." colloquial (rare)çok ender s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  seyrek s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  (gayri resmi)tek tük s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 These days, public telephone boxes are few and far between.
fine line between [sth] and [sth],
a fine line between [sth] and [sth]
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
figurative (little distinction) (iki şey arasındaki)ince çizgi i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 There's a fine line between genius and insanity.
go-between nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (intermediary)aracı, arabulucu i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  çöpçatan i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 He acted as a go-between between the government and private arms dealers.
in between advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (intervening)araya z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 When they started to fight, their little brother ran in between.
in between advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (in an intermediate position)arada z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  arasında z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 The houses are next to one another, with an alleyway running in between.
in-between adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (in the middle, midway)arasında z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  ortasında z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 Your teens are an in-between time; you're no longer a child, but not yet an adult.
read between the lines v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." figurative (understand [sth] implied)satır aralarını okumak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  gizli/ima edilen anlamı bulmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  altındaki/altında yatan anlamı çıkartmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 His speech sounded positive, but if you read between the lines it was actually quite pessimistic.
sandwich [sb/sth] between [sb/sth] vtr + prep figurative, often passive (surround)arasına sıkıştırmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 I was sandwiched between two sumo wrestlers on that flight! The host sandwiched me between two bankers at the dinner table and they just kept talking across me about investments.
strike a balance between v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." (find compromise between)ortasını bulmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 You need to strike a happy balance between video games and homework.
toggle between [sth] vi + prep (computing: switch views, programs, etc.) (bilgisayar: programlar arasında, vb.)geçiş yapmak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
  değiştirmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Tania toggles between tabs, trying to track down the perfect translation. Audrey toggled between the spreadsheet and the word processing document.
yo-yo,
yo-yo between [sth] and [sth]
v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end."
figurative, informal (fluctuate, go back and forth)değişmek geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
  (iki şey arasında)gidip gelmek geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 I seem to spend my time yo-yoing between depression and anger.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
'between' bu girdilerde da bulundu:
İngilizce tanımda:
Eşdizimler: [arrive, finish] between [noon] and [5pm], [placed, put, slid] between, [choose, select] a number between [one] and [ten], daha fazlası...

between' sözcüğü/sözcükleri ile ilgili forum tartışmaları:

Google Çeviri'nin tercümesine göz atabilirsiniz şu söz için: 'between'.

Diğer dillerde: İspanyolca | Fransızca | İtalyanca | Portekizce | Romence | Almanca | Hollandaca | İsveççe | Rusça | Polonyaca (Lehçe) | Çekçe | Yunanca | Çince | Japonca | Korece | Arapça

Reklamlar
Reklamlar

Uygunsuz bir reklamı rapor et.