beset

UK:*UK and possibly other pronunciationsUK and possibly other pronunciations/bɪˈsɛt/US:USA pronunciation: IPA and respellingUSA pronuncation: IPA/bɪˈsɛt/ ,USA pronunciation: respelling(bi set)

Inflections of 'beset' (v): (⇒ conjugate)
besets
v 3rd person singular
besetting
v pres pverb, present participle: -ing verb used descriptively or to form progressive verb--for example, "a singing bird," "It is singing."
beset
v pastverb, past simple: Past tense--for example, "He saw the man." "She laughed."
beset
v past pverb, past participle: Verb form used descriptively or to form verbs--for example, "the locked door," "The door has been locked."

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
beset adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (attacked: by enemies)saldırıya uğramış, hücuma uğramış s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
beset [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." figurative (afflict)sıkıntı vermek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  rahat bırakmamak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Crime has beset the inner city for many years.
be beset by [sth] v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." (surrounded by)ile çevrili olmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 The farmhouse is beset by a dense forest.
be beset by [sth] v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." figurative (assailed: by difficulties, doubts, etc.) (kuşku, sıkıntı, şüphe, vb.)ile dolmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  içinde olmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Joan was suddenly beset by doubts as to her brother's motives.
be beset with [sth] v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." (studded with jewels, etc.) (değerli taşlarla, vb.)süslenmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 The crown was beset with rubies and diamonds.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
'beset' bu girdilerde da bulundu:
İngilizce tanımda:

beset' sözcüğü/sözcükleri ile ilgili forum tartışmaları:

Google Çeviri'nin tercümesine göz atabilirsiniz şu söz için: 'beset'.

Diğer dillerde: İspanyolca | Fransızca | İtalyanca | Portekizce | Romence | Almanca | Hollandaca | İsveççe | Rusça | Polonyaca (Lehçe) | Çekçe | Yunanca | Çince | Japonca | Korece | Arapça

Reklamlar
Reklamlar

Uygunsuz bir reklamı rapor et.