beaming

Listen:
UK:*UK and possibly other pronunciationsUK and possibly other pronunciations/ˈbiːmɪŋ/US:USA pronunciation: respellingUSA pronunciation: respelling(bēming)

Bu sayfada: beaming, beam

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
beaming adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." figurative (smiling broadly) (mecazlı)gülümseyen s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  sevinçle parlayan s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Beaming parents greeted their children as they came out of school.
beaming with [sth] adj + prep figurative (smiling: with pride, etc.)ile parlayan s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 I was beaming with pride as I watched my son's graduation.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
Ek Çeviriler
İngilizceTürkçe
beaming adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (shining)parlayan, ışık saçan s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 The sun was beaming that morning.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
beam,
beam of light
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
(light ray)ışık, huzme i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The room was dark except for a thin beam of light shining through a small hole in the roof.
beam nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (laser light)lazer ışını i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The colorful beams at the laser light show were mesmerizing.
beam nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (wooden support)kiriş, direk, mertek i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Construction of the house has just begun; the workers have just erected the beams.
beam,
balance beam
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
(gym apparatus) (jimnastik)denge aleti i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 I find it amazing that women can do flips and pirouettes on a 4-inch wide beam without falling.
beam vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (light)ışıldamak, parlamak, parıldamak, ışık saçmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
the beam,
balance beam
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
(gymnastic discipline: balancing)denge aleti i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The gymnast won gold for her performance on the beam.
beam vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (smile widely)gülümsemek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
beam [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." informal (image: transmit)yaymak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 Traffic came to a stop when an image of a gun was beamed onto an overpass.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
Ek Çeviriler
İngilizceTürkçe
beam nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (boat: widest part) (gemi)kemere i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The sailing ship was smaller than one might imagine, with a beam of only twenty feet.
beam nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (boat: support strut)kiriş taşıyıcısı i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The alarm signal cause the sailor to wake with a start and hit his head on a support beam.
beam nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (ray of light)ışık demeti i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  huzme i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The calico cat slumbered on the stairs in a beam of sunlight.
beam nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (weaving: loom part)dokuma tezgahı silindiri i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
beam nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (part of deer's antler) (geyik)boynuz kökü i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The antler that Jimmy found in the woods had many branches growing from the beam.
beam nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (plow shaft) (saban)dingil, mil i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The fields can't be plowed until we fix the beam.
beam nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (wide smile)gülümseme i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Roy looked at her with a beam on his face.
beam nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (flow of particles)huzme i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  demet i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  ışın i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Scientists measured the strength of the electron beam.
beam nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (ship width) (gemi)genişlik i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
beam [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (transmit signal)yayın yapmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  sinyal vermek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 With this device, we can beam our radio show all the way to China.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

beaming' sözcüğü/sözcükleri ile ilgili forum tartışmaları:

Google Çeviri'nin tercümesine göz atabilirsiniz şu söz için: 'beaming'.

Diğer dillerde: İspanyolca | Fransızca | İtalyanca | Portekizce | Romence | Almanca | Hollandaca | İsveççe | Rusça | Polonyaca (Lehçe) | Çekçe | Yunanca | Çince | Japonca | Korece | Arapça

Reklamlar
Reklamlar

Uygunsuz bir reklamı rapor et.