bargain

Listen:
UK:*UK and possibly other pronunciationsUK and possibly other pronunciations/ˈbɑːrgɪn/US:USA pronunciation: IPA and respellingUSA pronuncation: IPA/ˈbɑrgən/ ,USA pronunciation: respelling(bärgən)


WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
bargain nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (item sold at discount)indirimli ürün i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  ucuz mal i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 These designer shoes were a bargain!
bargain nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. ([sth] that is good value)kelepir i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 This used car was a bargain at only $5,000.
bargain nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (agreement, deal)anlaşma i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  uzlaşma i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The two neighbors' bargain to help each other with yard work didn't last long.
bargain n as adjnoun as adjective: Describes another noun--for example, "boat race," "dogfood." (at a discounted price)indirimli s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 The bargain shoes are on the rack at the back of the store.
bargain viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (negotiate terms, price)pazarlık etmek, pazarlık yapmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 The shopkeepers bargained intensely, but in the end the city council did not change the policy.
bargain over [sth] vi + prep (haggle over price)pazarlık etmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 The two farmers went back and forth bargaining over the cow.
 
Ek Çeviriler
İngilizceTürkçe
bargain nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. ([sth] received by agreement)pazarlık i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The antique pocket watch was the bargain in the agreement we had.
bargain [sth] for [sth] vtr + prep (exchange, pay for [sth])değiş tokuş etmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 Frank bargained his old truck for a tractor.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Deyimsel fiiller
İngilizceTürkçe
bargain for [sth] vtr phrasal insepphrasal verb, transitive, inseparable: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning, not divisible--for example,"go with" [=combine nicely]: "Those red shoes don't go with my dress." NOT [S]"Those red shoes don't go my dress with."[/S] informal (expect to get)hesaba katmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  ummak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 When I married my wife, I hadn't bargained for the fact that her mother would also come to live with us.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Bileşik Şekiller:
İngilizceTürkçe
bargain hunter nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (shopper: seeks cheap goods)kelepirci i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The shopping centre is full of bargain hunters after Christmas.
be a bargain v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." (represent good value, be cheap)iyi bir pazarlık olmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 The gloves are a bargain at just £5 a pair.
drive a hard bargain v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." (be tough negotiator)sıkı pazarlık yapmak, sıkı bir pazarlığa girişmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 The shopkeeper drove a hard bargain, but we eventually agreed on a price for the vase.
in the bargain,
into the bargain
advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down."
(included)üstelik edatedat: Farklı tür ve görevdeki sözcükler ve kavramlar arasında anlam ilişkisi kurmaya yarayan yardımcı sözcüktür (örnek: "İstanbul'a kadar sadece seni görmeye geldim").
  buna ek olarak
 The hotel has superb facilities and, into the bargain, is right in the centre of Paris.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
'bargain' bu girdilerde da bulundu:
İngilizce tanımda:
Eşdizimler: bargain [prices, shopping], [CDs, DVDs, albums] in the bargain basement, [look, search] for a bargain, daha fazlası...

bargain' sözcüğü/sözcükleri ile ilgili forum tartışmaları:

Google Çeviri'nin tercümesine göz atabilirsiniz şu söz için: 'bargain'.

Diğer dillerde: İspanyolca | Fransızca | İtalyanca | Portekizce | Romence | Almanca | Hollandaca | İsveççe | Rusça | Polonyaca (Lehçe) | Çekçe | Yunanca | Çince | Japonca | Korece | Arapça

Reklamlar
Reklamlar

Uygunsuz bir reklamı rapor et.