alone

Listen:
UK:*UK and possibly other pronunciationsUK and possibly other pronunciations/əˈləʊn/US:USA pronunciation: IPA and respellingUSA pronuncation: IPA/əˈloʊn/ ,USA pronunciation: respelling(ə lōn)


WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
alone advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (without company)yalnız, yalnız olarak z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  kimsesiz z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 Sometimes I like to go to the movies alone.
 Bazen sinemaya yalnız gitmeyi severim.
 Çocuk annesi de ölünce kimsesiz kaldı.
alone advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (without assistance)tek başına, yalnız başına z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 I washed the car alone.
 Arabayı tek başıma yıkadım.
alone adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." predicative (on one's own)yalnız s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  bir başına s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 George has been alone since his wife died.
alone adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." predicative (lonely)yalnız s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Steve feels very alone when he stays in the house.
 
Ek Çeviriler
İngilizceTürkçe
alone advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." formal (only)sadece, yalnız z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
Not: used for emphasis
 The captain alone is responsible for his crew.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Bileşik Şekiller:
İngilizceTürkçe
all alone adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (without company)yapayalnız s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 After alienating her family and friends, she found herself all alone.
all alone adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (without help)yardımsız s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Many women in third world countries give birth all alone.
leave [sb/sth] alone,
leave [sb/sth] well enough alone
vtr + adj
(not disturb)rahat bırakmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  yalnız bırakmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  kendi haline bırakmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 I just want to be left alone to get on with my novel.
leave [sb/sth] alone,
leave [sb/sth] well enough alone
vtr + adj
(stop harassing)rahatsız etmemek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  rahat bırakmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 She wished that the man beside her at the bar would leave her alone.
leave me alone interjinterjection: Exclamation--for example, "Oh no!" "Wow!" (go away)beni rahat bırak ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
  git başımdan ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
 Stop picking on me! Just leave me alone!
let alone conjconjunction: Connects words, clauses, and sentences--for example, "and," "but," "because," "in order that." (much less)şöyle dursun
  bir yana
 I can't even fit into the medium size, let alone the small size.
let [sb] alone vtr + adj (not bother [sb])rahat bırakmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 A person's right of privacy against the government includes the right to be let alone.
stand alone vi + adj (software: run independently) (yazılım)bağımsız çalışmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  tek başına çalışmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
standalone,
stand-alone
adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house."
(computer program: independent, separate) (bilgisayar programı)bağımsız s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 This stand-alone software will function offline.
standalone,
stand-alone
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
(separate computer program)bağımsız program i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
'alone' bu girdilerde da bulundu:
İngilizce tanımda:
Eşdizimler: alone at [night, work, school], alone in the [house, class, wild, building], alone on the [island, boat], daha fazlası...

alone' sözcüğü/sözcükleri ile ilgili forum tartışmaları:

Google Çeviri'nin tercümesine göz atabilirsiniz şu söz için: 'alone'.

Diğer dillerde: İspanyolca | Fransızca | İtalyanca | Portekizce | Romence | Almanca | Hollandaca | İsveççe | Rusça | Polonyaca (Lehçe) | Çekçe | Yunanca | Çince | Japonca | Korece | Arapça

Reklamlar
Reklamlar

Uygunsuz bir reklamı rapor et.