aged

Listen:

UK:*UK and possibly other pronunciationsUK and possibly other pronunciations/ˈeɪdʒd/, /ˈeɪdʒɪd/

US:USA pronuncation: IPAUSA pronuncation: IPA/ˈeɪdʒɪd for 1; eɪdʒd for 2,3/

US:USA pronunciation: respellingUSA pronunciation: respellingjid for 1, 2, 5, 6; ājd for 1, 3, 4)


From the verb age: (⇒ conjugate)
aged is: Click the infinitive to see all available inflections
v pastverb, past simple: Past tense--for example, "He saw the man." "She laughed."
v past pverb, past participle: Verb form used descriptively or to form verbs--for example, "the locked door," "The door has been locked."
Bu sayfada: aged, age

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
aged adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (cheese: matured)yıllanmış peynir i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Aged cheddar is more expensive than the ordinary kind.
aged adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (whisky: matured)yıllanmış viski i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 I enjoy the richer flavour of an aged whisky.
aged adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (person: old) (kişi)yaşlanmış, yaşlı, ihtiyar, ihtiyarlamış s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  (resmi olmayan dil)kocamış s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Her aged aunt left her a fortune in jewellery.
aged nplplural noun: Noun always used in plural form--for example, "jeans," "scissors." (elderly people)yaşlılar, ihtiyarlar çoğ i
aged adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (of a given age)yaşındaki s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 The class is open to children aged 5 or older.
aged from [sth] to [sth],
aged between [sth] and [sth]
adj + prep
(in a given age range)yaşları arasındaki s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  yaşlarındaki s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 This program is designed for young people aged from 18 to 25.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
age nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (years lived)yaş i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 At the age of six, David started kindergarten.
 Ali altı yaşında anaokuluna başladı.
age nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (era)çağ, devir i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The age of the dinosaurs ended millions of years ago. In this multimedia age, you have to check the sources of your information carefully.
age nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (old age)yaşlılık, ihtiyarlık i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Age does not seem to have impaired his memory.
age,
ages
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
figurative (long time) (mecazlı)uzun zaman i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  uzun süre i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 It's been an age since I last saw him.
age viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (grow older) (insan, hayvan, vb.)yaşlanmak, ihtiyarlamak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
  (eşya)eskimek geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
  (argo)kocamak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 As people age, they develop wrinkles.
 İnsanlar yaşlandıkça (or: ihtiyarladıkça) ciltlerinde kırışıklıklar oluşmaya başlar.
 Antika eşyaların eskidikçe değeri artar.
 Zor bir hayat geçirdi ve zamanından önce kocadı.
age viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (food, wine: mature) (şarap, vb.)dinlendirmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Louis leaves his cheese out on the counter to age.
age [sb] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (make older-looking)yaşlandırmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  yaşlı göstermek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 Smoking ages you by dehydrating your skin.
age [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (wine, whiskey: mature) (şarap, vb.)yıllandırmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  olgunlaştırmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 The distillery ages its whiskey in oak casks.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
Ek Çeviriler
İngilizceTürkçe
age suffixsuffix: Added to end of word stem--for example, friendless = friend+less. (to form abstract nouns)-lık, -lik, -luk, -lük sonek
 For example: bondage, seepage
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Bileşik Şekiller:
aged | age
İngilizceTürkçe
middle-aged adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (in mature adulthood)orta yaşlı s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 The keenest internet shoppers are middle-aged men and women.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
'aged' bu girdilerde da bulundu:
İngilizce tanımda:

aged' sözcüğü/sözcükleri ile ilgili forum tartışmaları:

Google Çeviri'nin tercümesine göz atabilirsiniz şu söz için: 'aged'.

Diğer dillerde: İspanyolca | Fransızca | İtalyanca | Portekizce | Romence | Almanca | Hollandaca | İsveççe | Rusça | Polonyaca (Lehçe) | Çekçe | Yunanca | Çince | Japonca | Korece | Arapça

Reklamlar
Reklamlar

Uygunsuz bir reklamı rapor et.