affair

Listen:
UK:*UK and possibly other pronunciationsUK and possibly other pronunciations/əˈfɛər/US:USA pronunciation: IPA and respellingUSA pronuncation: IPA/əˈfɛr/ ,USA pronunciation: respelling(ə fâr)


WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
affair nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (matter, concern)iş, mesele i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  olay, hadise, vaka i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Affairs of state require good policies and capable administrators.
 Devlet işlerinin düzenli bir şekilde yürütülmesi için kararlı politikalara ve yetenekli idarecilere ihtiyaç vardır.
 Rüşvetçilik olayları hükümeti oldukça meşgul etti.
affair nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (romantic liaison) (romantik)ilişki, macera i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 He had an affair with his secretary.
 Adam sekreteriyle bir ilişki yaşadı.
 
Ek Çeviriler
İngilizceTürkçe
affairs nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (business)işler çoğ. i.çoğul isim: Birden fazla varlığı ya da kavramı ifade eder.
 He has business affairs to take care of in France.
affair,
affairs
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
(personal business)özel mesele, kişisel mesele i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 That's his own affair, and we shouldn't ask him about it.
affair nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. formal (event)faaliyet, etkinlik i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  organizasyon i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The Italian Ambassador hosted the affair in style.
affair nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (gathering)toplantı i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  toplanma i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The party was a casual affair with pizza and local wine.
affairs nplplural noun: Noun always used in plural form--for example, "jeans," "scissors." (happenings)olaylar çoğ i.
 This newspaper does an excellent job of covering current affairs.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Bileşik Şekiller:
İngilizceTürkçe
love affair nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (romantic relationship)gönül ilişkisi i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  aşk macerası i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 She's having a love affair with a married man.
love affair nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. figurative (intense liking for) (mecazlı)aşırı sevgi i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Her love affair with all things Japanese started two years ago after holidaying there.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
'affair' bu girdilerde da bulundu:
İngilizce tanımda:
Eşdizimler: [student, hospital, business, family] affairs, a current affairs [show, quiz], a [village, town, public] affair, daha fazlası...

affair' sözcüğü/sözcükleri ile ilgili forum tartışmaları:

Google Çeviri'nin tercümesine göz atabilirsiniz şu söz için: 'affair'.

Diğer dillerde: İspanyolca | Fransızca | İtalyanca | Portekizce | Romence | Almanca | Hollandaca | İsveççe | Rusça | Polonyaca (Lehçe) | Çekçe | Yunanca | Çince | Japonca | Korece | Arapça

Reklamlar
Reklamlar

Uygunsuz bir reklamı rapor et.