advance

Listen:
UK:*UK and possibly other pronunciationsUK and possibly other pronunciations/ədˈvɑːns/US:USA pronunciation: IPA and respellingUSA pronuncation: IPA/ædˈvæns/ ,USA pronunciation: respelling(ad vans, -väns)


Inflections of 'advance' (v): (⇒ conjugate)
advances
v 3rd person singular
advancing
v pres pverb, present participle: -ing verb used descriptively or to form progressive verb--for example, "a singing bird," "It is singing."
advanced
v pastverb, past simple: Past tense--for example, "He saw the man." "She laughed."
advanced
v past pverb, past participle: Verb form used descriptively or to form verbs--for example, "the locked door," "The door has been locked."

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
advance [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (move forward)ileri gitmek, ileri götürmek, ilerlemek, ilerletmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 In the chess game, he advanced his pawn forward two spaces.
 Satranç oyununda, piyonunu iki kare ilerletti.
advance [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (further)yükseltmek, geliştirmek, terfi ettirmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 He advanced his career by winning clients.
 Adam birçok müşteri kazanmak suretiyle kariyerini geliştirdi.
advance nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (movement forward)ilerleyiş, harekat i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  avans, ön ödeme i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The advance of the killer bees throughout the country can't be stopped.
 Katil arıların ülke çapındaki ilerleyişi durdurulamamaktadır.
 Çalışanların avansları gelecek hafta içinde ödenecektir.
advance adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (issued ahead of schedule) (sayı, vb.)ön s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 I have an advance copy of tomorrow's newspaper.
advance viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (move forward)ilerlemek geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 The invading army was advancing.
advances nplplural noun: Noun always used in plural form--for example, "jeans," "scissors." (progress)ilerlemeler, gelişmeler çoğ. i.çoğul isim: Birden fazla varlığı ya da kavramı ifade eder.
 You have made great advances in your English studies.
advance nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (loan)avans i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 His boss gave him a three hundred dollar advance on his wages.
 
Ek Çeviriler
İngilizceTürkçe
advance adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (placed toward the front)öndeki, önde bulunan s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 The advance train cars are all first class.
advance nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (progress)ilerleme i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  gelişme i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The advance of democracy is a slow one.
advance nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (increase)artış i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  yükselme i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The advance in stock prices continued on strong earnings reports.
advance nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (attempts at romance)kur, kur yapma i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Linda made it clear that Don's advances were not welcome.
advance viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (increase in value)artmak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
  değer kazanmak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
  kıymetlenmek geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 The stock price continued to advance to new highs.
advance viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (improve, progress)ilerlemek, ilerleme kaydetmek geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 The child's reading skills are advancing.
advance [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (propose)teklif etmek, önermek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 I have a proposal that I want to advance to you.
advance [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (hasten)çabuklaştırmak, hızlandırmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 Let's advance our departure because a hurricane is coming.
advance [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (lend)avans vermek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  borç vermek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 His boss advanced him three hundred dollars.
advance [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (increase)artırmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  yükseltmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 You can advance the price, but you might lose sales.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Bileşik Şekiller:
İngilizceTürkçe
advance notice nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (warning)önceden bildirme, önceden bildirim i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Please give advance notice if you have to cancel an appointment.
advance payment nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (sum paid before delivery)avans i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  önceden ödeme, peşin ödeme i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The author received an advance payment before he completed his new book.
in advance advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (beforehand)önceden z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  önden z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  peşinen z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 You'll need to get your tickets in advance: the band's very popular.
thank you in advance interjinterjection: Exclamation--for example, "Oh no!" "Wow!" formal (expressing a polite request)şimdiden teşekkürler ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
'advance' bu girdilerde da bulundu:
İngilizce tanımda:
Eşdizimler: advance [with caution, carefully, slowly] , a small (pay) advance, (without) advance [notice, warning, instructions], daha fazlası...

advance' sözcüğü/sözcükleri ile ilgili forum tartışmaları:

Google Çeviri'nin tercümesine göz atabilirsiniz şu söz için: 'advance'.

Diğer dillerde: İspanyolca | Fransızca | İtalyanca | Portekizce | Romence | Almanca | Hollandaca | İsveççe | Rusça | Polonyaca (Lehçe) | Çekçe | Yunanca | Çince | Japonca | Korece | Arapça

Reklamlar
Reklamlar

Uygunsuz bir reklamı rapor et.