address

Listen:

UK:*UK and possibly other pronunciationsUK and possibly other pronunciations/əˈdrɛs/

US:USA pronuncation: IPAUSA pronuncation: IPA/n. əˈdrɛs, ˈædrɛs; v. əˈdrɛs/

US:USA pronunciation: respellingUSA pronunciation: respelling(n. ə dres, adres; v. ə dres)



WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
address nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (house, premises: location)adres, yer i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The business had moved to a new address.
 Ofis yeni adresine (or: yerine) taşındı.
address nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (destination on mail)adres i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The letter was returned, as the address was unreadable.
 Zarfın üzerindeki adres okunamadığından mektup geri geldi.
address [sb],
address [sb] as [sth]
vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat."
(use a title) (birisine)hitap etmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 "Your Holiness" is the correct way to address the Pope.
address [sb] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (give a speech)konuşma yapmak, hitap etmek, söylev vermek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 The President will address the nation on Tuesday.
 Cumhurbaşkanı Salı günü halka hitaben bir konuşma yapacak.
address [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (give attention to [sth](sorun, vb.)ele almak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  irdelemek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 We need to address the problem of absenteeism.
address [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (write destination on mail)adres yazmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 You must address the package correctly if you expect it to be delivered.
address [sth] to [sb] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (indicate mail is intended for [sb])adresine göndermek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Joyce addressed the letter to her sister.
address [sth] to [sb] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (remark: say to [sb](söz, vb.)yöneltmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 O'Neill addressed his remarks to the business owners in the audience.
 
Ek Çeviriler
İngilizceTürkçe
address nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (internet) (internet)adres i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 She set up a new web address.
address nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (formal speech)nutuk i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  konuşma i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The King's address to the nation was moving.
address nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. formal (skill)hüner i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  maharet i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 He always handles problems with address.
address [sb] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (speak to)söz yöneltmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 The teacher addressed the cleverest boy in the class.
address [sth] to [sb] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (consign, entrust)adrese göndermek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 The cargo was addressed to the freight forwarder.
address [sth] to [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (computers: direct data to) (bilgisayar)yönlendirmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  yöneltmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 The server addressed the data to the mainframe.
address [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (golf: take a stance)üzerine eğilmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  değinmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 A golfer must first address the ball.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Bileşik Şekiller:
İngilizceTürkçe
address book nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (book of contact details)adres defteri i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 My address book used to be an actual book, but now it's a file on my computer.
billing address nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (address for invoices)fatura adresi i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Shall we send the package to your billing address or to your office?
email address,
e-mail address
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
(messaging: account name)e-posta adresi i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  mail adresi i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
mailing address nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (postal or delivery address)açık adres i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  posta adresi i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 My mailing address has changed.
public address system nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (loudspeaker)(halka açık yerlerdeki) hoparlör sistemi, hoparlör tertibatı i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The lost child was found, thanks to the alert given over the public address system.
street address nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (location: building number)açık adres i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 We need a street address, not a post office box.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
'address' bu girdilerde da bulundu:
İngilizce tanımda:
Eşdizimler: address the [letter, package, envelope] (to), what is your address?, in your address book, daha fazlası...

address' sözcüğü/sözcükleri ile ilgili forum tartışmaları:

Google Çeviri'nin tercümesine göz atabilirsiniz şu söz için: 'address'.

Diğer dillerde: İspanyolca | Fransızca | İtalyanca | Portekizce | Romence | Almanca | Hollandaca | İsveççe | Rusça | Polonyaca (Lehçe) | Çekçe | Yunanca | Çince | Japonca | Korece | Arapça

Reklamlar
Reklamlar

Uygunsuz bir reklamı rapor et.