account

Listen:
UK:*UK and possibly other pronunciationsUK and possibly other pronunciations/əˈkaʊnt/US:USA pronunciation: IPA and respellingUSA pronuncation: IPA/əˈkaʊnt/ ,USA pronunciation: respelling(ə kount)


WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
account nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (money in bank)hesap, banka hesabı i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 He withdrew half the money in his account.
 Banka hesabındaki paranın yarısını çekti.
account nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (retail credit)hesap, müşteri hesabı i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 She charged the shoes to her account.
account nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (registration with a website, etc.) (web sitesi, vb.)hesap i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Do you have a WordReference account?
account nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (narrative)anlatım, açıklama i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  rivayet, hikâye i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 He gave a detailed account of the football match.
 Futbol maçının ayrıntılı anlatımını yaptı.
 Olay yerinde bulunanlarının rivayetine göre adam karısını öldürmüş.
account nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (explanation)açıklama i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  izah, izahat i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The police did not believe Sally's account of her actions.
account for [sth] vi + prep (explain)anlatmak, açıklamak, izah etmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 How do you account for the fact that no one can confirm your alibi for that night?
 Harcadığı her kuruşu nereye harcadığını izah edebilirdi.
account for [sth] vi + prep (justify)açıklamak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  izah etmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 We were asked to account for our actions.
account for [sth] vi + prep (cause)sebep olmak, neden olmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 She wondered what could account for his sadness.
account for [sth] vi + prep (be total of)toplamı olmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  oluşturmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Women in Britain now account for almost half of the workforce.
 
Ek Çeviriler
İngilizceTürkçe
account nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (value)değer, kıymet i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 They turned his new idea to account. US: His ideas are of no account.
account nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (judgment)düşünce, kanı, görüş i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 He is a fine actor, by his own account!
account nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (customer)müşteri i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The company has just won two new accounts.
 Şirket iki müşteri daha kazandı.
account nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (assets in a brokerage)hesap i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 I have an equities and an account with an NYSE brokerage.
accounts nplplural noun: Noun always used in plural form--for example, "jeans," "scissors." (bookkeeping record) (muhasebe)hesaplar çoğ. i.çoğul isim: Birden fazla varlığı ya da kavramı ifade eder.
Not: often preceded by "the"
 There was an error in the accounts.
account for [sth] vi + prep (count up)hesap etmek, hesabını yapmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 He could account for every penny he had spent.
account [sth],
account [sth] [sth]
vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat."
(report to be)olarak değerlendirmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 The critics accounted it a good play.
account [sb] [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." formal (consider)olarak görmek, olarak bilmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  gözüyle bakmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  addetmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 He accounts himself poor.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Deyimsel fiiller
İngilizceTürkçe
account for [sth] vtr phrasal insepphrasal verb, transitive, inseparable: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning, not divisible--for example,"go with" [=combine nicely]: "Those red shoes don't go with my dress." NOT [S]"Those red shoes don't go my dress with."[/S] (give reasons for [sth])anlatmak, açıklamak, izah etmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  hesap vermek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  sebebi/nedeni olmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Bileşik Şekiller:
İngilizceTürkçe
account executive nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (sales representative)satış temsilcisi i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  satış sorumlusu i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
account manager nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (looks after customers, accounts)müşteri yöneticisi i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  hesap yöneticisi i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 We're hiring an account manager for the telecoms industry.
bank account,
also UK: banking account
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
(money kept in a bank)banka hesabı i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 A debit card takes money directly from your bank account.
charge account (US),
credit account (UK)
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
(retail store: allows deferred payment)veresiye hesabı, açık hesap i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
checking account (US),
chequing account (Can),
current account (UK)
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
(bank account with instant access)mevduat hesabı, cari hesap, vadesiz hesap i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 I'd like to pay this money into my checking account.
detailed account nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (record of every event)ayrıntılı hesap i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  ayrıntılı açıklama/anlatım i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The witness gave the police a detailed account of what had happened.
expense account nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (account for expenses)masraf hesabı, harcama hesabı i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  gider hesabı i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The director charged her business lunch to her expense account.
IRA nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. US, initialism (individual retirement account)Bireysel Emeklilik Hesabı i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Tom opened an IRA account when he joined the company.
on account of [sth] exprexpression: Prepositional phrase, adverbial phrase, or other phrase or expression--for example, "behind the times," "on your own." (because of, due to)yüzünden, sebebiyle, nedeniyle edatedat: Farklı tür ve görevdeki sözcükler ve kavramlar arasında anlam ilişkisi kurmaya yarayan yardımcı sözcüktür (örnek: "İstanbul'a kadar sadece seni görmeye geldim").
  dolayısıyla edatedat: Farklı tür ve görevdeki sözcükler ve kavramlar arasında anlam ilişkisi kurmaya yarayan yardımcı sözcüktür (örnek: "İstanbul'a kadar sadece seni görmeye geldim").
  -den dolayı edatedat: Farklı tür ve görevdeki sözcükler ve kavramlar arasında anlam ilişkisi kurmaya yarayan yardımcı sözcüktür (örnek: "İstanbul'a kadar sadece seni görmeye geldim").
 The picnic is canceled on account of the rain.
on account of [sb],
on [sb]'s account
exprexpression: Prepositional phrase, adverbial phrase, or other phrase or expression--for example, "behind the times," "on your own."
(for [sb]'s sake) (birisi)için
  hatırı için
savings account nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (banking: current account)tasarruf hesabı i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 I put my tax refund into my savings account.
take account of [sth] v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." (take into consideration)hesaba katmak, dikkate almak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 If you use a pesticide, you must take account of various health and safety considerations.
take [sth] into account v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." (consider, allow for)hesaba katmak, dikkate almak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 You should have taken their age into account. You must take into account both the exchange rate and the bank fees.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
'account' bu girdilerde da bulundu:
İngilizce tanımda:
Eş anlamlılar: anecdote, daha fazlası...
Eşdizimler: which accounts for their [actions, decisions], a [new, free] account, account [information, password, number], daha fazlası...

account' sözcüğü/sözcükleri ile ilgili forum tartışmaları:

Google Çeviri'nin tercümesine göz atabilirsiniz şu söz için: 'account'.

Diğer dillerde: İspanyolca | Fransızca | İtalyanca | Portekizce | Romence | Almanca | Hollandaca | İsveççe | Rusça | Polonyaca (Lehçe) | Çekçe | Yunanca | Çince | Japonca | Korece | Arapça

Reklamlar
Reklamlar

Uygunsuz bir reklamı rapor et.