above

Listen:
UK:*UK and possibly other pronunciationsUK and possibly other pronunciations/əˈbʌv/US:USA pronunciation: IPA and respellingUSA pronuncation: IPA/əˈbʌv/ ,USA pronunciation: respelling(ə buv)


WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
above preppreposition: Relates noun or pronoun to another element of sentence--for example, "a picture of John," "She walked from my house to yours." (over)üstüne, üzerine, üstünde, üzerinde z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 She hung a picture above the fireplace.
 Şöminenin üstüne bir tablo astı.
above preppreposition: Relates noun or pronoun to another element of sentence--for example, "a picture of John," "She walked from my house to yours." (rank: superior to) (seviye, rütbe, vb.)daha yüksek, daha üst s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 A general ranks above a colonel.
above preppreposition: Relates noun or pronoun to another element of sentence--for example, "a picture of John," "She walked from my house to yours." (quantity: greater than) (derece, vb.)daha yüksek s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 The temperature in Rio de Janeiro goes above 40 degrees in the summer.
above advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (in higher place)yüksekte z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  yukarıda z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
above advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (rank: superior)daha üst düzeydeki s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  üstündeki s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 This measure affects middle managers and above.
above advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (quantity: greater)yukarısında z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 This product should not be used at temperatures of thirty degrees and above.
above advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (earlier in a text)yukarıda z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 This event is described in more detail above.
 Bu olay yukarıda ayrıntılarıyla açıklanmıştır.
above adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (place: higher)yukarı, yukarıdaki s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
Not: Usually after a noun.
 Water was leaking from the floor above.
 Su sızıntısı yukarı kattan geliyordu.
above adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (aforementioned)sözü geçen, sözü edilen s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  yukarıdaki s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 The above examples demonstrate how common the problem is.
 
Ek Çeviriler
İngilizceTürkçe
above advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (theater: upstage)sahnenin arkasından z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  sahnenin arkasında z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 Then she will come towards you from above.
above advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (zoology: dorsal)sırtta z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 Sea trout: grey above with black dots on dorsal fin, silvery below.
above advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." figurative (in heaven)cennetten z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  gökten z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 It was like a gift from the Lord above.
above advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (earlier in text)yukarıda belirtilenden z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  yukarıdakinden z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 This situation is more complex than stated above.
above nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. figurative (top of a hierarchy)yukarıdan z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 These orders have come from above.
the above nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (preceding text)yukarıdaki metin i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
above preppreposition: Relates noun or pronoun to another element of sentence--for example, "a picture of John," "She walked from my house to yours." (north of)kuzeyinde z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 Oregon is just above California.
above preppreposition: Relates noun or pronoun to another element of sentence--for example, "a picture of John," "She walked from my house to yours." (rather than)-den ziyade z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  -in yerine z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 I prefer ice cream above chocolate.
above preppreposition: Relates noun or pronoun to another element of sentence--for example, "a picture of John," "She walked from my house to yours." (distinct from)ötesinde z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 I couldn't hear my phone above the noise in the restaurant.
be above v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." figurative (morally superior to) (ahlaki olarak)üzerinde z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  ötesinde z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 He's above lying about such things.
be above v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." figurative (too complex for) (birisi için)fazla karmaşık s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 All this talk of economics is above me.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Deyimsel fiiller
İngilizceTürkçe
rise above [sth/sb] vtr phrasal insepphrasal verb, transitive, inseparable: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning, not divisible--for example,"go with" [=combine nicely]: "Those red shoes don't go with my dress." NOT [S]"Those red shoes don't go my dress with."[/S] figurative (be unaffected by)üstesinden gelmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Prudence hoped she could rise above the petty gossip and narrow-minded behavior of those in the neighborhood.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Bileşik Şekiller:
İngilizceTürkçe
above all advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (more than anything)herşeyden önce, herşeyden önemlisi z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  herşeyin ötesinde/üzerinde z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  herşeyden çok, herşeyden fazla z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 Above all, Louise wants to become a nurse.
above all,
above any other,
above all others
advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down."
(more than any other)herşeyden önce, herşeyden önemlisi z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  herşeyin ötesinde/üzerinde z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  herşeyden çok, herşeyden fazla z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 Peter is a clever, handsome and, above all, honest man.
above and beyond preppreposition: Relates noun or pronoun to another element of sentence--for example, "a picture of John," "She walked from my house to yours." figurative (more than expected)beklenilenin üzerinde z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  ötesinde z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 She always goes above and beyond what is expected of her.
above par adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (better than average)ortalamanın üzerinde z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  normalin üstünde z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 We tried a new restaurant tonight and thought the food was above par for the price.
above-mentioned adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." formal, written (cited previously)yukarıdaki s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  yukarıda adı geçen s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  yukarıda sözü edilen s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
get above [sth] vi + prep (surpass)aşmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  geçmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Melinda worked hard to get above the minimum academic requirements for university.
get above [sth] vi + prep (be over [sth])üstüne çıkmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 We should get above 5,000 feet before we make camp.
be head and shoulders above [sb/sth],
stand head and shoulders above [sb/sth]
v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end."
figurative (be vastly superior to)-den çok daha üstün olmak, kat kat önde/üstün olmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 George's essay was head and shoulders above those of the rest of the class.
over and above [sth] exprexpression: Prepositional phrase, adverbial phrase, or other phrase or expression--for example, "behind the times," "on your own." (in addition to)-e ek olarak z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  -dan başka z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  -e ilaveten z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 The athlete trains for 2 hours per day, and that's over and above his practice sessions with teammates.
rise above [sth] vi + prep (be higher than)üzerine yükselmek/çıkmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Dawn occurs when the sun rises above the horizon.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
'above' bu girdilerde da bulundu:
İngilizce tanımda:
Eşdizimler: above the [stove, building, trees], [click, refer to, see] the above, the [stars, sky, heavens, Lord] above, daha fazlası...

above' sözcüğü/sözcükleri ile ilgili forum tartışmaları:

Google Çeviri'nin tercümesine göz atabilirsiniz şu söz için: 'above'.

Diğer dillerde: İspanyolca | Fransızca | İtalyanca | Portekizce | Romence | Almanca | Hollandaca | İsveççe | Rusça | Polonyaca (Lehçe) | Çekçe | Yunanca | Çince | Japonca | Korece | Arapça

Reklamlar
Reklamlar

Uygunsuz bir reklamı rapor et.