WordReference English-Turkish Dictionary © 2019:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
a little adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (small amount)biraz s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 I just want a little salt on my potatoes.
a little advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (slightly)biraz z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  bir parça z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 She was a little angry with me. The doctor says your blood pressure is a little high.
a little nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (short time)kısa süre i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  kısa zaman i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 I'll be there in a little.
 
Ek Çeviriler
İngilizceTürkçe
a little nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (a small amount)az miktar i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  bir parça i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Chocolate? I'll just have a little.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2019:

Bileşik Şekiller:
İngilizceTürkçe
a little bit nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. informal (small amount)az miktar i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  bir parça i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 There wasn't enough salt in the soup so I added a little bit. Could I please have a little bit of cheese?
a little bit advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." informal (slightly)biraz, birazcık z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  azıcık z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 I'm just a little bit dizzy. It was a little bit cheeky of me to ask … but I asked anyway.
a little more nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (a small additional quantity)biraz daha z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 I already added salt to the potatoes, but I think they could use a little more.
a little more adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (slightly more)biraz daha s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 May I have a little more tea, please?
a little more advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (for a short while longer)bir süre daha, bir müddet daha z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 The girls asked her mother if she could continue playing outside a little more.
a little more advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (slightly more often)biraz daha sık z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 You need to exercise a little more if you want to get fit.
a little thing nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. informal ([sth] trivial)önemsiz şey i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 I know it's just a little thing, but I find the constant tapping of your foot annoying.
for a little while,
a little while
advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down."
(for a short time)kısa bir süre z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  bir müddet, bir süre z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  biraz z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 I'll stay for a little while, if you don't mind. We'll have to wait for a little while before the train comes.
have a little talk v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." informal (discuss [sth] sensitive) (hassas bir konuyu)konuşmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Young lady, I think it's time you and I had a little talk.
in a little bit advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." UK, informal (soon)az sonra, biraz sonra z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  birazdan z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  yakında z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 Please set the table because dinner will be ready in a little bit.
in a little while advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (soon) (kısa zamanda)birazdan z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  biraz sonra, az sonra z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 Olivia said that she would be there in a little while.
not a little advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (a lot, a great deal)çok z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  hayli, bir hayli z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 I was not a little upset by his remarks.
quite a little adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." US, informal (striking, outstanding)çok iyi s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  fevkalade, müthiş s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Jackie was quite a little dancer when she was young.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
'a little' bu girdilerde da bulundu:
İngilizce tanımda:
Eşdizimler: a little (bit) scared, [have, like] a little [brandy, coffee, cake], can I have a little more?, daha fazlası...

a little' sözcüğü/sözcükleri ile ilgili forum tartışmaları:

Google Çeviri'nin tercümesine göz atabilirsiniz şu söz için: 'a little'.

Diğer dillerde: İspanyolca | Fransızca | İtalyanca | Portekizce | Romence | Almanca | Hollandaca | İsveççe | Rusça | Polonyaca (Lehçe) | Çekçe | Yunanca | Çince | Japonca | Korece | Arapça

Reklamlar
Reklamlar

Uygunsuz bir reklamı rapor et.