WordReference tam bu tümceyi çeviremiyor ancak her bir kelimeye tıklayarak anlamını görebilirsiniz.

Join the club!


Aradığınız tam cümleyi bulamadık.
"join" için olan girdi aşağıda gösterilmektedir.

Ayrıca bakınız: Join | the | club!

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
join [sb] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (socially) (parti, vb.)katılmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 We are going to see a movie tonight. Would you like to join us?
join vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (connect)birleştirmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 He joined the two puzzle pieces together.
 Yapbozun iki parçasını birleştirdi.
join vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (become a member of)katılmak, üyesi olmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 She joined the chess club.
 Satranç kulübüne katıldı.
join vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (participate in)katılmak, iştirak etmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 We joined the search for the missing children.
 Kayıp çocukları arama çalışmasına katıldık.
join with [sb],
join with [sb] to do [sth]
vi + prep
(cooperate)birlikte çalışmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  işbirliği yapmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Business leaders have joined with the government to fight poverty.
 
Ek Çeviriler
İngilizceTürkçe
join nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (place where things are attached)bağlantı yeri i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  birleşim yeri, birleşme noktası i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The join is where two pieces are connected.
join viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (be united)birleşmek geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
  bitişmek geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 These two pieces join.
join [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." UK (unite)birleştirmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 The priest joined the hands of the bride and groom.
join [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (take part in: an activity) (faaliyete, vb.)katılmak, iştirak etmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 To join our campaign, please sign up at our website.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Deyimsel fiiller
İngilizceTürkçe
join in vi phrasalphrasal verb, intransitive: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning and not taking direct object--for example, "make up" [=reconcile]: "After they fought, they made up." (participate)katılmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  iştirak etmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Don't worry if the discussion has already begun, you may still join in whenever you wish.
join in [sth] vtr phrasal insepphrasal verb, transitive, inseparable: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning, not divisible--for example,"go with" [=combine nicely]: "Those red shoes don't go with my dress." NOT [S]"Those red shoes don't go my dress with."[/S] (participate in)katılmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  iştirak etmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 We should ask the other students to join in our activities.
join [sth] up vtr phrasal sepphrasal verb, transitive, separable: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning, divisible--for example, "call off" [=cancel], "call the game off," "call off the game." (connect)bağlamak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
join up vi phrasalphrasal verb, intransitive: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning and not taking direct object--for example, "make up" [=reconcile]: "After they fought, they made up." (enrol, register)kaydolmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  kayıt yaptırmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  yazılmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 The gym is offering a special to get new clients to join up.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Bileşik Şekiller:
İngilizceTürkçe
join forces vtr + npl (unite for a common purpose)güçlerini birleştirmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  güçbirliği yapmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 All the countries of the world need to join forces to combat global warming. Jackson suggested that we join forces to encourage some of the younger students in the club to speak up during the meetings.
join us interjinterjection: Exclamation--for example, "Oh no!" "Wow!" (register with our organization)bize katılın ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
 Please join us, and help put an end to hunger in our time.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

Join the club!' sözcüğü/sözcükleri ile ilgili forum tartışmaları:

Google Çeviri'nin tercümesine göz atabilirsiniz şu söz için: 'Join the club!'.

Diğer dillerde: İspanyolca | Fransızca | İtalyanca | Portekizce | Romence | Almanca | Hollandaca | İsveççe | Rusça | Polonyaca (Lehçe) | Çekçe | Yunanca | Çince | Japonca | Korece | Arapça

Reklamlar
Reklamlar

Uygunsuz bir reklamı rapor et.